Üniversite Sanayi İşbirliği Hürriyet Ankara
İşte Üniversite Sanayi İşbirliği
07 Nisan 2008 - Hürriyet Ankara
Her dönem söylenen ama bir türlü tam olarak uygulanamayan üniversite-sanayi işbirliği sonunda kendine göre bir yaşam sahası buldu.
Çankaya Üniversitesi ve OSTİM Organize Sanayi Bölgesi birlikteliği sanayicinin değişen üretim teknolojisine ayak uydurmasını sağlamayı hedefliyor. Firmaların ortak amaçlar doğrultusunda ’kümelenmesi’ni ön gören bu işbirliğinin temel taşları olan Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ziya Güvenç ve OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın değişen dünyaya ayak uydurabilmek için sonuna kadar birlikte çalışacaklarının sinyallerini veriyorlar.
Projenin temelini iş ve inşaat makineleri konusunda OSTİM’de faaliyet gösteren 120 firma oluşturuyor. Üniversite-sanayi işbirliğinin hedefinde bu 120 firmanın kümelenmesi yatıyor. Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ziya Güvenç firmaları çöldeki kum tanelerine benzetiyor ve kümelenme olmaması durumunda küçük bir kriz rüzgarında bile bu firmaların büyük sıkıntılar yaşayacağı öngörüyor. Güvenç, "Küme varsa güç de vardır. Ama güçlü küme yoksa firmaların rüzgara kapılması kaçınılmazdır" uyarısında bulunuyor.
Kümelenmenin sanayiciler tarafından yanlış anlaşılmasını ve kümelenmenin ’ortaklık’ anlamına gelmediğini istediğini belirten Güvenç projeyi şöyle anlatıyor:
"Sanayicilerimiz uluslararası rekabetle nasıl yarışacaklarını bilmiyorlar. Zihinsel olarak buna hazır değiller. Burada üniversitelerin birikimlerine ihtiyaçları var.
ORTAK DEĞİL KÜME OLACAKLAR
İlk projemiz iş ve inşaat makineleri konusunda faaliyet gösteren 120 firmayla birlikte yürüyecek. Onlarla bir araya gelerek kümleşmenin önemini anlatıyoruz. Dünyadaki modelleri uygulamak için aynı iş kolundaki firmaların bir küme oluşturması gerekliliğini anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü yeni üretim modelleri başta nanoteknoloji olmak üzere firmaların tek tek altından kalkamayacağı maliyetlere sahipler. Ama kuracağımız organik bağ ve dayanışma bu maliyet yükünü firma bazında hafifletecek. Şu anda 11 firmayla birlikte çalışıyoruz. Birbirimizi tanıyabilmek için onlara giderek bize sorunlarını iletmelerini istedik. Çözümlerinde onlarla birlikte çalışıyoruz.
Böylelikle üniversiteye yani bilime olan güvenleri çözülen sorunlarıyla birlikte artsın istiyoruz. Ortak çalıştığımız firmaların bazıları maliyet muhasebesini yapamıyor ve maliyetlerini ölçemiyor. Bazı firmalar fiyatlandırma yapamıyor böyle olunca da hangi ihaleye girip giremeyeceklerini bilemiyorlar. Biz bu hataları onlara gösterdikçe onların güvenlerinin arttığını gördük. Haklı olarak rakipleriyle ortaklık yapmak istemiyorlar. Ama bu ortaklık değil. Küme çalışmasında ortak menfaatler için birliktelik yapılıyor. Onun dışında rekabet her zaman sürüyor.
HEDEFTE 120 FİRMA
Amacımız hedef sayımız olan 120 işletmeyi kümeye dahil etmek ve kısa vadede tüm sıkıntıları gidermek. Ardından gerekli alt yapıyı kurarak orta vadede inovasyon kanalıyla yeni projeler üretmek ve nanoteknolojiyi OSTİM’e sokmak. Çünkü üretim biçimlerinin değişmesine çok uzun yıllar kalmadı. İş yapış biçimi nanoteknolojiyle değişecek. Düşen maliyetler bu teknolojiden mahrum olacak kesimleri piyasa dışına itecek.
Biz bu işbirliğiyle bölgesel bir kalkınma modeli oluşturacağız. Aslında milli bir kalkınma modeline de örnek olacak bir çalışma içindeyiz. Çünkü başarılı kümelenme ardından nanoteknolojinin sanayiye girmesi tek çıkış yolumuz. Çin ve Hindistan’ın ucuz iş gücü dünya piyasasındaki hakimiyete doğru ilerlemelerine yol açıyor. Bu büyük tehlikeye karşı tek çözüm kümelenmek"
YEL DEĞİRMENİ YAPACAĞIZ
Kümelenme modeline sonuna kadar inandığını belirten OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, "Sanayicilerimizin de bu önemli modeli kavraması için çalışıyoruz" açıklamasını yaparak projeyi sahiplendiğini gösteriyor. Aydın bu modelin neden gerekli olduğunu da şöyle açıklıyor:
"Biz firmaları iknaya çabalıyoruz. İkna olabilmeleri için bu projenin ne kadar önemli olduğunu da anlamalılar ve kavramalılar. Biz de yılmadan bunu anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü tek başlarına çözemeyecekleri sorunlar var. Biz bu değişimi başaramazsak yaşama şansımız kalmayacak. Biz fırtınasız havalardaki başarılarına aldanmamaları gerektiğini onlara hatırlatıyoruz. Aslında firmalarda kötü günlerdeki çaresizliği biliyoruz. Kriz rüzgarları çıktığında bazıları sığınak kazar, bazıları da yel değirmeni yapar. Biz üyelerimize yel değirmeni yapmamız gerektiğini anlatacağız. Daha önceki başarılı çalışmalarımız sayesinde de üyelerimizi ikna edebileceğimizi düşünüyorum."


